Print
PDF

12'İNCİ GÜN

(26 Haziran 2009 Cuma)

Sabah kalkmak biraz zor geliyor ama çare yok Roma’ ya erken varmak için hemen hazırlanıp çıkıyoruz tekrar yola. Siena’ da kaldığımız yerin anlaşmalı olduğu bir kamping varmış, adresi alıp oraya gitmeye karar veriyoruz. Roma’nın içine girdiğimizde tam orayı bulmak üzereyken, benim aklıma Bracciano Gölü geliyor bir anda. Bu geziyi daha önce yapan Cüneyt abimizin "Roma’ya gidiyorsanız mutlaka orada kalın" sözleri kulağımda yankılanıyor bir anda. GPS yok yanımızda ama bir anda rotamızı değiştirip başlıyoruz sormaya, soruşturmaya...

 “Lago di Bracciano nereyedür daa?”

... sora sora buluyoruz sonunda gölümüzü, göl kenarında bir kampingden söz edilmişti, ona benzer bir kamping de buluyoruz… Kampingin sahibi İtalyan (doğal olarak J) ama İngilizce bilmiyor, Roma diyoruz Bus (otobüs) diyoruz, var var diyor bizde anlaştığımızı zannedip kuruyoruz çadırımızı…  

145

Sonrasında adamın bus dediği yola çıkınca anlıyoruz ki bus mus yok buradan geçen!!!, sor soruştur Roma’ya gitmek için bir otobüse binip tren istasyonuna sonra trene binip Roma’ ya ancak varıyoruz.

 146

 

Tabi biz Roma'ya varana kadar saat olmuş 18:30! nasıl geri döneceğimizi bilmeden attık kendimizi sokağa J Roma’ daki istasyonda son trenin 20:30 da olduğunu öğreniyoruz. Elimize gene bir harita alıp en çok bildiğimiz yer Collesium’ a gitmeye karar veriyoruz, anam yürü yürü bitmiyor, orayı gezdikten sonra devam edelim diye düşünürken bir de bakıyoruz ki trene 40 dakika kalmış, ancak yürürüz diyerek tekrar istasyonun yolunu tutuyoruz.

147

Trene sorunsuz bindikten sonra tek sorumuz nerede ineceğimiz L Kaldığımız yerin broşüründe Vigna De Villa yazıyor, tam da o isimde bir durak var, sorduğumuz amcalar da orda inmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Saat 22:00 Vigna De Villa denen istasyonda indik, tren ayrıldıktan sonra fark ettik ki buralar bizim oralar değil! Hava iyice kararmış, göz gözü görmüyor. Tren meğer ortamı aydınlatıyormuş, o da ayrıldıktan sonra geriye sadece ben ve Emel, bir de zifiri karanlık kalıyor... Ortamda Yaşam belirtisi yok! Hemen istasyonun arkasında bir kaç ışık görüyoruz ve oraya doğru ilerliyoruz. Işığı açık olan yer meğer bir restoranmış. Dışarıda 4 tane adam oturmuş demleniyorlar, baktım pek tekin görünmüyorlar içeri giriveriyorum. Mutfakta beyaz saçlı yaşlıca bir kadın, elinde bir sigara, mafya anaları gibi oturmuş bize bakıyor garip garip. Ben de ona bizim kampingin yerini tarif etmesini söylüyorum... Elimdeki broşüre bakıyor, bakıyor, bakıyor ve sonunda düz düz gidin, “uno kilometer” diyor. Pek güven vermese de söylediği yola koyuluyoruz... tekrar karanlık bir yol kadının tarif ettiği, parmağınızın ucunu göremiyorsunuz. İşin kötüsü tam önümüzde bir tepenin ay ışığında silueti görünüyor. Yani tarif doğruysa bile en kötü 10 km falan yürümemiz lazım ki biz pek bu tarife güvenmiyoruz. Uzunca karanlık yolda yürüdükten sonra yol ikiye ayrılıyor, sol taraf bilinmeze sağ taraf ise hafif aydınlık bir yerlere çıkıyor gibi görünüyor. Bu arada bir araba yoldan geçerken el sallıyoruz tekrar sormak için ama nafile, durmuyorlar bile... Sağdaki yoldan ilerlemeye devam fakat yaşam belirtisi hala yok, bir de bakıyoruz biraz daha ana yola benzer bir yola çıkıyor. İlerlemeye devam tabi. Ana yola çıkınca sol bir sağa bakıyoruz bir sola yine sağda bir ışık bize "gellll geeellll geeellllll" diyor... ışığa doğru sivrisinek gibi gidiyoruz. Işığın yanına gelince görüyoruz ki bu bir veteriner tabelası, kocaman bir bahçenin dışında duruyor. Hemen kapısını çalıyoruz... diyafonda bir kadın sesi italyanca birşeyler söylüyor. Ben de hemen "help help!" diyorum (aslında "open the gates in the name of emperor" demek istiyorum ama esprinin hiç zamanı değil) . kapı yine de açılmıyor, sonra Emel konuşuyor ve kapılar açılsın... bizi içeri alan hemşireye çat pat durumu izah ediyor ve kampingin broşürünü gösteriyoruz, neyse ki durumu anlayarak bize bir taksi çağrıyor...

148

Hayatımızı kurataran veteriner…

St.Tropez’ deki taksiye 30 € vermek istememiştik ama buna 100€ istese verirdim valla! Kampinge varır varmaz sahibini uyandırdım, o günlük paramızı ödeyip, sabah 06:00 ‘ da biz gidicez dedim J J J adam şaşırdı ama anlatsam da durumu anlamayacağı için çok zorlamadım...

  • 00
    DAY 0
  • 01
    DAY 1
  • 02
    DAY 2
  • 03
    DAY 3
  • 04
    DAY 4
  • 05
    DAY 5
  • 06
    DAY 6
  • 07
    DAY 7
  • 08
    DAY 8
  • 09
    DAY 9
  • 10
    DAY 10
  • 11
    DAY 11
  • 12
    DAY 12
  • 13
    DAY 13
  • 14
    DAY 14
  • 15
    DAY 15
  • 16
    DAY 16