Print
PDF

4'ÜNCÜ GÜN

(18 Haziran 2009 Perşembe)

Sabah yine erkenden yola çıkalım diye düşünürken bunun mümkün olmadığını rahat bir yatakta uyanmaya çalışırken fark ettik. Gece kalacağımız oteli bir gün önceden yine belirledik ama Marsilya’ya geç saatte varacağımızı düşünerek yatağımızı tehlikeye atmamak adına rezervasyonumuzu yaptırdık ki bunun sonradan büyük bir hata olduğunu anlamamız uzun sürmedi. ( ya da biraz uzun sürdü J 8-10 saat kadar uzun)

 Kahvaltımızı rahat rahat yaptıktan sonra hazırlanarak tekrar yollara koyulduk.Şöyle ufak bir şehir turundan sonra esas rotamıza oturarak yola devam ettik; eeee yolumuz uzun, hedef Marsilya!

46

Torino’dan çıkışın ardından Frejus’ e doğru yöneldik. Amacımız Frejus tünelinden geçtikten sonra Alpleri aşarak Marsilya’ ya ulaşmaktı. Frejus Tüneline gitmek için bizim bildiğimiz başka bir yol olmadığından otobandan haldır haldır yardırmaya başladık! O dağları karşımızda görür görmez bizi büyülemeye başlamadı dersem yalan olur. Bu arada gidenler bilir İtalya çok dağlık bir ülke olduğundan yolda sayısız tünel var, ama kardeşim bir tünelin uzunluğu da 5 km den az olsun! Valla bu kadar uzun (5 km den 10 km ye kadar) ve çok sayıda (sayısını hatırlamam imkansız eee kafadan da atmayayım J) tünel geçeceğimizi bilsem sayardım! Erkan abi ile her girmek üzere olduğumuz tünele acaba bu tünel Frejus mü diye yaklaşmaktan telsizlerin şajları bitti J

47

Bu arada da tabi otobandan gidiyoruz, Alplerin üstünden değil altından geçiyoruz, bir ton tünel; üzerlerinde hala beyaz beyaz karların durduğu dağlara bakıp bakıp yolumuzda ilerlerken Erkan abi ile aramızdaki konuşma: 

Erkan: olum bu karlı dağlara mı tımancaz biz şimdi?

Ahmet: Yok abi ya baksana yol altından geçiyor.

Gözde: ohaaa yok artık J

Emel: Tırmanmayız di mi?

Erkan: İyi, hadi bakalım…

Derken bir baktık tırlar, arabalar böyle bir sıra başladı. En sonunda geldik Frejus tüneline; bu arada bu noktaya kadar gelirken toplanan otoban paraları da bir hayli can yakıyor, bilginize! Hele bir bölüm var ki yaklaşık 2 km de bir gişe var, bir ara neye para verdiğimizi şaşırmıştık yani. Eğer tercihiniz bu yol olursa bu sık sık para toplanan kısma geldiğiniz zaman Frejus’ e çok yaklaşmışsınız demektir, haberiniz olsun. Tünel girişinde müthiş güvenlik önlemleri, kapılardan tek tek alıyorlar, falan filan bizi biraz şaşırttı tabi; bir de bizim tır şoförleri buranın uzunluğunun 30 km olduğunu söylemişlerdi, ama bir de baktık ki 13,7 km uzunluğundaymış (o an ki düşünce “lan bu muymuş Frejus!”) hemen biraz fırsat varken fotoğraf çektik…

bu arada biraz bilgi: tünel 14 yıl süren kazı çalışmasının ardından 1871'de açılmış ve o günden bu yana hizmetteymiş. Tünelin kazılarına bir taraftan italyanlar, diğer taraftan fransızlar başlamış, sonra ortada buluşmuşlar. Zaten buluşamasalarda en kötü ihtimal iki tünel birden olurdu, rahat rahat geçerdik...

48

49

 

Biz fotoğraf çekile duralım, ana! millet sıraya kaynıyor, fazla oyalanmadan hemen kendi sıramıza girdik. Tünelde 70 km/h’i geçmek yasak, kameralarla takip ediyorlar... biz de bir tane tırdan sonra daldık tünele. Giriş sıcaklığı 33 celcius, motosiklet kıyafetleriyle gölgede hissedilen 39! Tünelin ortalarına geldiğimizde sıcaklık 39 celcius, bizim hissettiklerimizi kelimelerle anlatamam (yanıyorummm ulaaaannn!) Ama o tünelden bir çıkışımız var ki, oksijenli solunumun ne kadar güzel bir olay olduğunu anlayıp şükrediyorsun.

Çıkışa müteakip biz haldır haldır o yoldan dümdüz gideceğimizi sanarken, Garmin “nereye?” diyerek bizi uyardı. Tünelden çıkar çıkmaz alet tam tersi istikamete U dönüşü yapmamızı istiyor. Hemen bir beyin fırtınası, en iyisi ilk çıkıştan çıkalım diye düşündük. İlk çıkışa döndük, gişeler var tabi yine para isityorlar! Ama para verercek adam yok, barikat var; ne yapıcaz nasıl geçecez diye araştırırken barikatın arasında baktık motosikletin geçeceği kadar bir boşluk var Erkan abi hemen geçti ordan, arkadan kaçak geçiş sirenleri çala çala, biz de tam geçerken bir baktı ki hoparlörlerden bir adam sesi kızgın kızgın Fransızca bir şeyler söylüyor. Para vermeden geçmek istediğimize kızdığını anladık tabi. Baktık bir kutu açılıyor, bir de ekranda bir rakam yazıyor, attık istediği parayı barikat açıldı. Erkan abiler de parayı attıktan sonra adam sustu. İtalya’da ki otobanlarla Fransa’ daki otobanlar arasında da böyle bir fark var; gişelerde kimse çalışmıyor, her şeyi makinelere bağlamışlar ister kredi kartıyla ister nakitle ödüyorsun (böylece öğrenmiş olduk), para üstünüzü bile geri veriyorlar korkmayın. Ordan yola GAP denen bir bölgeden geçerek devam ettik. Çok güzel Fransız kasabalarından geçerek dağlara tırmanmaya başladık ardından. Bu bölge kışın kayak yazın ise doğa ile iç içe olmak için inanılmaz. Motosikletler, bisikletler, yürüyüş yapanlar vb. herkes buralarda.

50

51

Bu noktadan başlayarak bütün Fransa boyunca tam takım, tam kıyafet bisikletlileri görünce genciyle yaşlısıyla, ne güzel spor yapıyorlar diye düşündük kendi kendimize; eve dönünce televizyondan bir de baktım ki bölge aslında Fransa Bisiklet Turunun yapıldığı yermiş. Bizim gördüklerimiz de onların antremanlarıymış meğerse J

52

53

Aslında bu yoldan Marsilya’ya gidilebiliyor mu hala emin değildik ama o kadar güzeldi ki devam ettik…

Yolumuza muhteşem dağ manzaraları ve doğa eşliğinde devam ettik. Meğersem daha önce tırmanmayız dediğimiz o dağları tırmanacak, o karların görüldüğü sırtlardan geçecekmişiz, ama tekrar belirtiyorum inanılmazdı. İşte oralardan geçerken rezervasyonu yaptırdığımıza pişman olduk, şimdi ki aklımız olsa oralarda da bir gün kalmak güzel olurmuş!

54

55

56

57

Tabi onca dağ bayır, manzara derken yakıt durumunu hiç aklıma getirmedim, biraz da ilerde nasıl olsa buluruz diye düşündük, ama bitmek üzere olduğunu fark ettiğimizde geçtiğimiz yerlerde in cin top oynuyordu. Başladık yine endişelenmeye, tam o sırada garmine benzinlik sorarken bir Fransız köyünde bizi yanlış bir yola soktu, adamın evimiymiş meğerse bizi götürdüğü yer! Adamcağız İngilizce bilmiyordu ama bize yardımcı olmaya çalıştı yazık, baktı olmayacak eşi İngilizce biliyor diye eşini çağırdı yanımıza ki onunla da pek anlaşamadık, derken bir anda evin genci acayip go kart tarzı bir araçla toprakları attıra attıra çıkıverdi yolun ucundan beyaz atlı prens gibi J. Çocuk yardımcı olabileceğini ve onu takip etmemizi söylediğinde rahat bir nefes aldık nihayet.

58

Neyse aldı bizi götürdü benzinliğe, aldık yakıtımızı doğru Marsilya’ ya yollandık. (aklınızda olsun saat 15:00 ten sonra benzinlikler kapandığı için yine kredi kartınızla alabiliyorsunuz self servis, ama bunu anlamanız uzun sürebilir J)

59

Marsilya’ ya vardığımızda saat 21:00 civarlarıydı herhalde, otelimizi bulduk, motosikletlerimizi park ettik, check-in yapalım derken bir de baktık ki o da otomatikmiş. Bankamatik gibi bir şeyden, kartını sokuyorsun, anahtarını alıyorsun (tabi önceden internetten rezervasyonun varsa; yoksa köprüaltında kalma ihtimalini göze alın J) Böylece Fransa’ ya girdiğimiz ilk gün burada insanların pek çalışmadığını, her şeyi makinelerin hallettiğini ve kredi kartınız yoksa Fransa’ ya adım atmamak gerektiğini anlamış olduk. Sonra uyku…

 60

  • 00
    DAY 0
  • 01
    DAY 1
  • 02
    DAY 2
  • 03
    DAY 3
  • 04
    DAY 4
  • 05
    DAY 5
  • 06
    DAY 6
  • 07
    DAY 7
  • 08
    DAY 8
  • 09
    DAY 9
  • 10
    DAY 10
  • 11
    DAY 11
  • 12
    DAY 12
  • 13
    DAY 13
  • 14
    DAY 14
  • 15
    DAY 15
  • 16
    DAY 16