Yazdır
PDF

OFFROAD MACERASI

Bu sayfada sizinle sadece bir günlük süren; ama hayatımıza inanılmaz bir anı olarak giren bir gezimizi paylaşmak istiyorum. Ama bu sefer bu hikayeyi Merrill’den dinleyelim. Merrill’i tanımayanlar Kuzeybatı ABD seyahatini okuma fırsatı bulurlarsa kimden bahsettiğimi daha iyi anlayacaklardır. Eğer hala okumadıysanız kesinlikle tavsiye ediyorum...

Hikaye Merrill Glos’tan ve fotoğraflar John Fischer ve Emel’den...

Karanlık ve fırtınalı bir geceydi… neyse onun için bekleyin, ondan önce.

Pickerington’daki AMA Motosiklet Müzesini gezdikten sonra, Kolombus Ohio’da ki Alman Köyünde bulunan Max & Erma adındaki restoran herşeyin başladığı yerdi…

Ron Monnig Ahmet’e ve bana Owenton Kentucky’de bulunan evinin yakınlarında hafif patikalarda offroad yapma önerisinde bulundu. Ahmet’in bu sürüşü yapabilmesi için ona offroad motosikletlerinden bir tanesini verebileceğini söyledi.

Not; Ahmet’in daha önce offroad tecrübesi yoktu ve başkasının motosikletiyle ilk tecrübe için çok dikkatli olması gerekiyordu. Ron bizden başka John Fischer’ı da 15 Mart Perşembe günü yapacağımız sürüşe davet etti.

004

 

John KTM 525’ini Elk Creek Şarap bağına kadar treylerle getirdi. Ben de Ahmet’le Yamaha WR 250 R’ımı kamyonetimin arkasına atarak aynı yere geldik. Ron Honda XR 650’si ile bizi gelip şarap bağından aldı ve evine kadar onu takip ettik. Ron’un evinden Ahmet’in sözde sürüşte kullanacağı XR 250’yi alacaktık. Fakat XR 250 kick start ile çalıştığından Ahmet’e elektrik starterlı XR 650’yi vermeyi tercih etti. O sabah bölgede yoğun bir yağmur yağışı olmuştu ve hava serindi. Çakıl taşlarından oluşan yollar tozlu değil ve patikalar oldukça kaygandı; ama öğleden sonra hava ılındı ve güneşli güzel bir güne dönüştü…

Ron bölgede bulunan bütün yolları ve patikaları bildiği için liderlik ondaydı ve bizi güneydeki - artık asfaltı terkederek güzel offroad patikalarının olduğu, iki dere geçişi yapacağımız - Henry Şirketinin oraya doğru götürüyordu. İlk dere geçişi esnasında Ahmet 650’yi derenin ortasında düşürdü ve motor çalışmamaya başladı. 

001

 

Hepberaber motosikleti karaya çıkartarak marşa basmaya başladık… ta ki akü ‘tamam!’ diyene kadar. Kolorado’da yaşadığı bir tecrübeyle John sorunun eksozda su bulunduğundan kaynaklandığını söyledi. Header’lardan ekzos çıkışına kadar olan eğimde su bulunduğu için motor tekrar çalıştırlamıyordu. Bana göre ise sorun elektrik kaynaklıydı. Ron hava filtresini kontrol etti ve kuruydu. John elini eksoz girişine koyduğunda hava emeceğine dışarı hava verdiklerini farketti. (ekzosdan hava çıktığı halde içeri su dolabilmiş miydi?) Ben bujiyi çıkartırken Ron ve John’da iki ekzos başlığını gevşeterek ekzosu yerinden söktüler. Buji kuruya benziyoru; fakat John ve Ron yine de yeni bir bujiyle değiştirdiler. Çıkardıkları eksozdan neredeyse 2 litre su çıktı. Sonrasında motosikleti tekrar düz çevirerek marşa bastık ve eksoz başlarından daha çok su çıktı. Bu şekilde denerken motor yavaş yavaş çalışma emareleri gösterdi ve birden çalıştı. Artık gitmeye hazırdık.

Not; tecrübelerinden dolayı, Ron motosikletinde bütün profesyonel ekipmanları taşıyor olmasına rağmen sadece bir şey eksikti… epoksi.

002

 

Diğer dere geçisinde ben de WR’yi düşürdüm. Biraz endişeli bir denemeden sonra neyse ki benzer bir arıza yapmadan hemen çalıştı. Patikalar meyve ağaçları, ilkbahar çiçekleri ve muhteşem kokularıyla bezenmiş olarak inanılmaz bir güzelliğe sahipti. Üçüncü veya dördüncü dere geçişinden sonra orada yaşayan, 80 hektar kadar bir arazinin sahibi olan ATV’si ve iki köpeği ile Ron Holan’la tanıştık. 

003

 

20 dakika kadar Ron’la muhabbetten sonra buralardaki doğru yolları bize tarif ediyor. Kendisi bir dere geçişi esnasında yapılması gereken en doğru şeyin dereye giren yol tarafından girerek çıkış tarafından çıkmanın olduğundan bahsediyor. Başka yollar aramanın, derede yüzen motosiklet ve atvlerle sonuçlanabileceğinden bahsediyor. Bunlardan konuşurken hepimiz (iki köpek de dahil) bu güzel bahar gününün keyfini çıkartıyorduk.

 

Lockport (Kentucky nehrinin kenarında küçük bir kasaba) da bir mola veriyoruz ve Ron şarap bağına (sabah ki buluşma noktası) asfalttan mı yoksa patikalardan mı dönmek istediğimizi soruyor. Ben patikadan yana oyumu kullanıyorum ve kimse itiraz etmiyor. Yolun devamında tekrar asfalttan ayrılarak derin ve çamurlu çukurların oluştuğu bir yola giriyoruz. Ahmet bunun ilk offroad tecrübesi olduğu düşünüldüğünde ve altındaki 650 cc motosikletle bizi takip etmekte çok iyi bir iş çıkarıyordu.

Buraya girdikten 10 dakika sonra daha düz bir patikaya girdiğimizde Ahmet 650’yi kaygan bir zeminde düşürdü. İşte o an şansın bizim tarafımızı bıraktığı andı. Motosikletin sola düştüğü yerde bulunan madeni para büyüklüğündeki bir taş sol yağ karter kapağının delinmesine neden oldu. Saat 17:00 sularıydı ve hepimiz çok yorgunduk. Açılan deliği bir tahta parçasıyla kapatmak gibi değişik çözümler denedikten sonra tekrar durumu gözden geçirdik. Ron eve geri dönerek biraz epoksi ile birlikte bir metal parçası ve çeyrek litre kadar yağ getirmenin en iyi çözüm olacağını söyledi.

018

 

Ron bizden ayrıldıktan sonra John ileriye doğru bir keşif sürüşüne giderek sıradaki dere geçişinin nerede olduğuna ve bizim nerede olduğumuza dair bir fikir edinmeye gitti. O sırada da hafif yağmur yağmaya başladı.

 

John geri döndüğünde ise bardaktan boşanırcasına yağar hale geldi. John 1 mil kadar ileride terkedilmiş bir ev olduğunu söyledi. Bunu duyunca 650’yi sırayla iterek Ahmet’e yardımcı olarak yağmur dinene kadar eve sığınmaya karar verdik. Eve vardığımızda üzerimizde kuru bir nokta bile yoktu, bunun sebebi sadece yağmur değil, bizim yağmurluklarımızın  da olmayışıydı.

 

Sonradan iyice ortaya çıkmaya başladı ki bu sıradan bir yağmur değildi ve yükselen dereyle birlikte burada kapana kısılabilirdik. Fakat bu tahminimiz bile sonradan yaşadıklarımızn yanında çok az kaldı.

 

Yağmur bu kadar şiddetli yağınca kapana kısılma korkusuyla, 650’yi Ahmet iterek, biz de kendi motorlarımızı sürerek dere geçişinin olduğu yere kadar gitmeye… ve en azından Ron’u yolda gelirken yakalayarak motosikleti mümkün olduğu kadar çabuk tamir etmeyi düşündük…

 

Fakat tepelerin arasındaki arklardan gelen akıntılar o kadar çoğalmış ki akıntılar belimize kadar gelen dere geçişlerine dönüşmüş ve buluştukları noktada geçmemiz gereken dereyi kocaman bir nehir haline dönüştürmüşlerdi. John keşif sürüşü yaparken ise durumun bununla alakası yoktu. Bu kadar kısa süre içinde hem akıntının şiddeti, hem derinliği, hem de nehir haline dönüşerek büyüklüğü kötü haber demekti… burayı geçmeye çalışmak yüreyerek bile imkansız hale gelmişken motorla geçmeye çalışmak çok tehlikeli olacaktı…

Yağmur yavaşlayana kadar çaresiz akıntının bulunduğu yerde beklemeye başladık ve John akıntının kenarına bir taş parçası koyarak ne kadar hızlı yavaşladığını ve suların çekilme mesafesini görmeyi amaçladı. Bir saat kadar sonra, akıntının yüksekliği motosikletleri karşıya taşıyabileceğimiz kadar alçalmıştı. Sonra motorları çalıştırarak ve üçümüz birden bir motosikleti tutarak önce John’un KTM’sini, sonra da benim WR’yi karşıya geçirdik. Eğer bu esnada motosikleti düşürseydik herhalde hepimiz ve motosiklet nehirde sürüklenip giderdik. Yağ karterine su dolabileceğini düşünerek 650’yi mecburen olduğu yerde bırakmak zorunda kaldık. Akıntının diğer tarafına geçtiğimizde Ahmet yürürken ben ve John motorlarla gidiyorduk. Ve umutlarımız yolun sonunda büyük bir nehir haline dönüşmüş ve vahşileşmiş akıntıyı görünce sona erdi… Ben ve John durumu değerlendirip geri dönmeye karar verdiğimizde Ahmet sadece durumun vahametini görüp geri döneceğimizi duymak için yürümüş oldu. Şimdi 1 mil gerimizdeki terkedilmiş eve geri dönmek zorundaydık. Yakınlarımıza düşen yıldırımlar ise tansiyonları biraz daha yükseltiyordu…

650’yi buraya geçmeden önce zaten akıntının öbür tarafında bırakmıştık. Tekrar geri döndüğümüzde zaten 2 mil kadar bir yolu iterek götürdüğümüz 650’yi tekrar terk edilmiş eve iterek götürmeye karar verdik. İtme işinin %80’ini Ahmet yaptı ve biz de John ile beraber karanlıkta görebilmesi için farlarımızla yolu aydınlattık. Ahmet o sırada diyette olduğundan bütün gün hiçbirşey yiyememişti.

Bu arada şu anda ortamın çok karanlık ve bizim yanımızda herhangibir ışık kaynağı olmadığından bahsetmiş miydim?

Çamurda motosiklet kullanmak zaten bu yağmurdan önce de çok kötü iken şu anda yaşadıklarımızı tarif etmek oldukça zor. Daha önce bu yola girdiğimiz noktaya geri dönmek istemeyen bendim ve bu nedenle ileri giderek büyük nehri görmüş ve geri gelmiştik. Şimdi ise Ahmet bu yola girdiğimiz noktaya geri dönmeyi önerdi. Geri dönmek en azından bizi çalıştırarak ılık kalmamızı sağlayacak, soğukta bekleyerek hipotermi olmamızı önleyecekti. Haklıydı ve 650’yi evin orada bırakarak John ve ben motosikletlerle, Ahmet ise yürüyerek başladık geri dönmeye…

Önümüzdeki patika; nehire paralel olarak ilerleyen ve derin tekerlek izlerinin oluştuğu, sonrasında yağmur suyuyla dolmuş, çamurlu ve motosikletimin boyunu aşan sularla kaplı bir haldeydi. John, suyun olmadığı yüksek yerlerden gitmeye çalışırken ben irek tekerlek izlerinden sonra suyla dolmuş yerlerden gidiyordum. John daha iyi ve tecrübeli olduğundan durumu daha iyi idare ediyordu.

Ve sonunda olan oldu… geldiğimiz noktada nehir tekrar yolu kapatmış ve heryeri en az 2 metre derinliğiyle kaplamıştı. Ben 1 metre derinliğindeki suyun içinde duruma bakarken, John ise kendine yüksekte bir ada bulmuş oradan bakıyordu. Ahmet’te John’un yanındaydı. John motosikletini bir ağaca dayararak bir dal parçasıyla benim önümde durumu bir daha kontrol etti. Ve şuna karar verdik ‘şu an durduğumuz yerde bile durmak bizim için tehlikeliydi!’

Birşekilde motosikletleri geri çevirerek kendimize en yüksek noktayı bulduk ve burada bir ağaca dayadık. Burdan sonrasında tekrar eve dönerken artık daha fazla motosiklet kullanamazdık. Üçümüz birlikte 1 mil kadar uzakllıktaki terkedilmiş eve giderken yağmurda ve çamurda kayıyor, düşüyor ve yürümekte zorlanıyorduk.

Bu arada bulunduğumuz yerde telefon da çekmiyor. Saat 10:00 civarı eve varıyoruz. Nehire doğru yürüyerek (artık 10 metre uzağımızda) derinliğini çevredeki birkaç ağaçtan nirengi alarak belirliyoruz. 2 odalı bu evin kapısı veya pencereleri yok ve tavanında kocaman bir delik var. Dış kapının olduğu odanın zemini yok ve sadece paslı çivilerin bulunduğu bir kaç kalas ve toprak zemin var. Işığımız olmadığından iç taraftaki oda da ne var ne yok göremiyoruz. Hava hala aydınlıkken daha gözlemci olmamız gerekirdi. İçerdeki odada ne olduğunu göremesek te en azından zemini tahta ve var. Yere uzanmadan önce ayaklarımızla ortada paslı çiviler var mı diye kontrol ettikten sonra olmadığını düşünerek uzanıyoruz. Ve botlarımızın içindeki sular aşağıya boşalıyor.

Hepimiz bu gecenin uzun olacağı konusunda hemfikiriz… Tekrar motosikletlerimizin yanına gitmek için oldukça karanlık, çamurlu ve ıslak bir mil bizi beklediği için enerjimizi, geçmek için hala çok yüksek olan nehri görmek için harcamak istemiyoruz. Hazır yere uzanmışken bizi en çok huzursuz eden geceleri anlatmaya başlıyoruz birbirimize…

John, MacArthur Ohio’da benim Todd’la ona reserve yaptığım bir otel odasında geçirdikleri geceyi (her zaman odaya ödemeden önce bak);  Ahmet Türkiye’de bir kampta geçirdiği geceyi, ben ise Bolivya çöllerinde -10 derecelerde 14000 feet yükseklikte uyku tulumu ve çadırım olmadan geçirdiğim geceyi anlattım. İyi haber ise bu senenin mevsim normalleri üzerinde giden ilkbaharıydı. Eğer daha soğuk olsaydı, bu kadar soğuk havada hipotermi olmak içten bile değildi… bütün gece John’a ve Ahmet’e sarılmak zorunda kalma düşüncesi bile yeterince üşütücü… teşekkürler almayayım…

Bir nehir ne kadar çabuk yükselirse o kadar çabuk düşer. Saat 1 civarındaki nehrin seviyesindeki düşüşü görünce 1 saat daha bekleyip tekrar denemeye karar verdik.  Hala uzanmaya devam ederken John ve Ahmet iyice üşümeye başlamışlardı. Ben ise hiç üşümüyordum (doğal izolasyona teşekkürler).

Saat 01:30’da olmayan pencereden bir ışık gelmeye başlamasıyla birlikte bir motor sesi de geldi. O arada birisinin içeri doğru bağırdığını da duydum. Ben hatırlamak için çok uykuluydum. John hemen ayağa zıplayarak geri bağırarak cevap verdi. Bir Polaris ATV’nin üzerinde Monterey EMS’den iki adam oturmuş dışarıda bizi bekliyordu. Ron 911’i aramış. Bize medikal yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordular (akıl sağlığımız dışında iyiydik). Motosikletlere kadar ATV’deki bir adam ve Ahmet yürüdü, biz de John’la ATV’ye bindik.  Motosikletlere geldiğimizde Ahmet ATV’ye bindi ve biz John’la motorları sürmeye başladık. Asfalta ulaştığımızda bizi bir itfaiye arabası, bir ambulans, bir 4x4 ve 20 kadar EMS elamanları bekliyordu. Ron benim kamyonetimi getirmiş fakat bizim gördüğümüz taşan nehri görünce tekrar başka bir yol bulmak zorunda kalmış. John ve ben 1 saat sonra kendimizin zaten yapacağı sürüş için bu kadar kurtarma elemanını meşgul ettiğimizden dolayı biraz utanmıştık. Ama yine de güneş doğmadan önce sıcak duş ve uyku düşüncesi bizi rahatlatmıştı.

Monterey ve Owenton EMS’leri yeterince kağıt işi yaptıktan sonra gitmemize izin verdiler. John ve ben şarap bağına kadar 30 dakikalık soğuk bir sürüş yaptık. Motosikletleri yükledik ve biz sabah 04:00, Ahmet ise 05:00 civarı evindeydi.

Todd Leaver, John ve ben cumartesi günü Ron’la buluşarak motosikleti o gece bıraktığımız yere yürüyerek epoksi ile onarmaya gittik. Bu gezide öğrendik ki o gün tek dere geçişi diye girdiğimiz bu yolda meğer iki nehir geçişi varmış. Aslında aynı nehir ama iki geçişi varmış. Dolayısıyla o gün ilkini bile geçmeyi denemediğimiz için mutlu olduk. Aksi halde iki geçişin arasında kalacaktık ve o zaman EMS elamanları bile bizi bulamayabilirdi…

EMS elamanlarını tavsiyesi bu tür durumlarda olduğunuz yerde kalmanızmış. Bilmeden ve çaresizce bu tavsiyeye uyduk. Tabi bir kurtarma operasyonu olacağını da bilmiyorduk…

Yarı acemi bir offroad sürücüsü olarak o gece yaptığım sürüş hayal edebileceğimden de öteydi ve başarabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bugün WR’yi iki kere düşürdüm ama yine de iyiyim. Sonrasında motosikleti biraz aşağıya indirmek için ‘YAMAHALINK’ aldım ki artık iki ayağım birden aynı anda yere basabiliyor.  

Sonuçta yaşadığımız bu macera hiç unutamayacağımız bir tecrübe ve hafızalarımızda anı olarak yer aldı. Teşekkürler. Karanlık ve fırtınalı bir geceydi…

016

 

John, Ron, Todd, Ahmet and Merrill

Merrill'e çok teşekkür ederiz...