Print
PDF

NORDKAPP

 ayegul

 2014 yılında Ağustos ayı gibi geceyarısı telefonum çaldı...

ortaokul arkadaşım Özge telefonun diğer ucunda... açtım telefonu ama... "Ahmet! Ayşegül hastaymış..."

"Ne hastası Özge?"... 

"Kanser!"... o an için daha fazla konuşmaya gerek yoktu sanırım... hemen Ayşegül'e bir mesaj attım. Bana herşeyin iyi olduğunu, tedavi gördüğünü ve iyileştiğini söyledi. Görüşecektik aslında ama yakında eşiyle beraber Hollanda'ya taşınacaklarını söyledi... çok sevindim ve içim rahatladı....

2014 yılının bu sefer Ekim ayında Köln/Almanya'da yapılacak olan Intermot Motosiklet Fuarına gitmek için çıktık yola... amacım motorun kenarına sepet yaptırmak... yaklaşık 10 günlük Almanya seyahati esnasında bu sefer Belçika, Lüksemburg ve tabi ki Hollanda'ya doğru da ufak ufak geziler yapıyoruz. Aklımda Ayşegül var tabi, Leiden/Hollanda'ya yerleşeceklerdi en son. Biz de oralara gideceğimiz için tekrar bir mesaj atıyorum görüşebilir miyiz diye...

Gelen cevap tekrar yıkıyor beni... "Ahmet merhaba, ne guzel olurdu var ya ne kadar sevinirdik. Buraya yerlesmeye gelmistik biz ama isler pek yolunda gitmedi. Bi kac gun once boynumun diger tarafinda yeni bi kitle farkettim. Burda doktora gittik hemen. Hastaligim buraya sicramis. Cok karanlik bi tablo cizdiler. Yapilacak bi sey yok kemoterapi de versek faydasi olmaz dediler. Turkiyedeki doktorumla konustuk hayir yapilacak seyler var, tekrar kemoterapiyi deneyebiliriz dedi. Biz de donmeye karar verdik. Carsamba gunu turkiyeye donuyoruz. Durum boyle anlayacagin. "...

Bir umuttur insanı yaşatan... asla umudunu kaybetmedi Ayşegül... yine de 

aylar süren tedavi süreci sonrasında 11 Nisan 2015'te ne yazık ki arkadaşımızı ebediyete uğurladık...

Aslında bu projeyi ortaya atarken hep Ayşgül ile birlikte konuşuyorduk. Onun hayalleri ile benim hayallerimi birleştirecek, dikkat çekecek bir projemiz olsun istiyorduk. Onun hayali... bir gün o kanseri yendiğinde kendisi gibi bu amansız hastalığa tutulanlar için bir vakıf kurmak ve onlara da bir şekilde yardımcı olmaktı... umut olmaktı... o nasıl iyileştiyse, hepsinin bu şekilde iyileşebileceğini göstermekti amacı...

aysegul orman

Ne yazık ki vakti yetmedi... aslında size onun hayatını ve yaşadığı hastalıkla ilgili geçmişini anlatacaktım ama belki de bunlar yerine direk sadede gelmeliyiz... diyerek bu seyahata çıkmadan önce şunları yazdım facebook sayfama...

"Her ölüm erkendir ama gerçek olan bir şey de vardır ki... bundan kaçış yoktur. Önemli olan hayatı nasıl yaşadığımız değil, geçmiş değil, gelecek değil... önemli olan bu anı nasıl değerlendirdiğimizdir. Önemli olan anda kalabilmektir...
Yaptığımız şeyleri severek, zevk alarak, peşinden koştuğumuz şeylere aşık olarak yaşamaktır bence... o zaman hayat yaşamaya değer olur ve Ayşegül'e gelen şey bize de geldiğinde ve bu dünyadan gideceğimizde önemli olan aslında bilmektir ki biz zaten yokuz... biz zaten hiçiz... hiçliğin ortasında önceden ölmektir hayat... o zaman ölümden korkmaya da gerek yoktur işte... 
O nedenle hayata dair ne varsa yaşanacak o an yaşanmalı ve geçmişten ve gelecekten kaygısızca bağımsız kılmalı bizi... 
Böyle gidiyorum yarın ki seyahatime ve size de yapmak istediğiniz birşey varsa hemen yola çıkmanızı öneriyorum... kalın sağlıcakla...
Gittiğin yerde rahat uyu Ayşegülcüm...

Aşağıda detaylarını anlatmış olduğum "Ride2Swim" projesinin ayni zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olmasını ve güzel bir amaca hizmet etmesini çok istedim... fakat biraz benim tembelliğim biraz şartların elvermemesi falan derken olmadı işte...

En azından şimdi birşeyler yazarak, bu notları okuyanların dikkatini çekebilirsem ne mutlu bana... işte o zaman Ayşegül için kurulan bu hatıra ormanına gerçekten bir ağaç da ben dikmiş olurum belki de... o zaman başlayalım... 

 

000

 

''İstanbul Boğazından Nordkapp'a''... olarak isimlendirdiğim bu proje, dünyada ilk defa yapılan olan ve örneği olmayan bir proje... temel olarak yaptığım şey aslında 24 Temmuz 2015'de Ankara'dan yola çıkıp... ve İstanbul'a gelmek... ve 26 Temmuz 2015'de Kıtalararası Yüzme Yarışmasına katılarak Asya Kıtası'ndan Avrupa Kıtası'na yüzerek geçmek... ardından da Norveç'in Nordkapp denen yerine doğru yani kuzey kutup noktasına doğru, bir rota takip etmekti...

003

ve bunun için hazırlıklara başladım...

 004

öncelikle lastiklerimizi bir değiştirelim... sonuçta 15000 kmlik bir yolculuk olacak... bize uzun ömürlü lastikler gerekiyor....

 006

sonra yol boyunca kullanacağımız stickerların basımı var... olmazsa olmaz... şimdiye kadar hep eksikliğini hissettim. Özellikle ABD'de dolanırken, vay geziyor musunuz? vay internet siteniz var mı? vay nereden takip edeceğiz? gibi sorulara çok denk gelince hem internet sitesi hem de sticker olayına girmek gerektiğini düşündüm...

007

ve bir önceki akşamın dağınıklığı... yanıma almam gereken herşeyi önce salona bir dağıttım... şimdi bunları şu arkada (inşallah) görebildiğiniz üç çantaya nasıl sığdıracağımı kara kara düşünme zamanı...

008

neyse ki bu konuda bir uzmanım... kısa zamanda olayı toparladık... daha az eşya alınır mıydı diye soracak olursanız, kesinlikle derim. Fakat ilk kez tek başıma böyle uzun bir seyahate çıkacak olduğum ve çadır ve kamp eşyaları da işin içinde olduğu için biraz fazla eşya almış olabilirim. Yine de çok pişman olmadım. Aslında daha önce Emel ile 22, 20, 25 günlük seyahatler yaptık, hem de iki kişilik eşya sığdırdım sadece o iki çantaya ama herşey ayrı bir tecrübe işte napalım bu sefer böyle olsun...

gece geç saatte yatsam da sabah erken kalkmak konusunda üzerime yoktur... bu seyahatte biraz yapısal değişiklikler yapıp, her günü bir sayfada değil de bölümlere bölelim... hem okuması hem yazması kolay olsun... ve seyahat başlasın...

 

1.Gün (24 Temmuz 2015 Cuma)

Yola çıkmak için hazırız... eşyalar yüklenmiş... eksiksiz bir şekilde... bekle bizi İstanbul... ve boğazın serin suları...

009

uzun seyahatlerin olmazsa olmazı... başlamadan önce bir km saati fotoğrafı...

010

Bugüne dair anlatacak çok birşey yok… Onlarca defa gittiğimiz İstanbul yolunu tekrar gidiyorum. Amaç Pazar günü gerçekleşecek Kıtalararası Yüzme Yarışı… Ride2swim yani Yüzmek için sür projemin en önemli noktası… yoksa bu sıcakta seyahatemi çıkılır…

011

Akşam 450 kmnin sonunda arkadaşım Özgelerin evindeyim. Sağolsunlar en büyük destekçilerim arasında ilk 5’e girerler. Sohbet muhabbet derken yatış ve yarına dinlenme…

 

 2.Gün (25 Temmuz 2015 Cumartesi)

Bugün için yarışlara kayıt yaptırmak lazım "ben geldim, yarın yüzeceğim diye…" Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı’nda  alıyorum soluğu...

012

akşama doğru ve arkadaşlarla buluşup beraber kaydımızı yaptırıyoruz. 

013

Sonrasında ise yarışın gereklerini anlatan tekne turuna çıkıyoruz beraberce… teknede karbonhidrat almayı atlamıyoruz tabi, yarına enerji lazım…

014

 

Kayıt kuyut darken bugünü noktalıyoruz ve akşam Özgelerin yanına dönüyorum tekrar… yarına bakalım nasıl yüzeceğiz…

yatmadan önce size yarın ki yarış hakkında biraz detaylardan bahsedeyim...  (Bilgiler organizasyonu düzenleyen Milli Olimpiyat Komitesinin resmi internet sitesinden derlenmiştir.)

BOĞAZ GEÇME YARIŞI NEDİR?

Eşsiz bir macera, zorlu bir mücadele; iki kıtanın kulaçlarla, küreklerle kucaklaşmasıdır Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı…

Tam 26 yıldır Dünya’dan ve Türkiye’den binlerce sporcu dostluk için, yarışmak için, mücadele etmek ve sınırlarını keşfetmek için İstanbul’da bir araya geliyor. Asya’dan Avrupa’ya kulaç atmanın, kürek çekmenin hazzı, İstanbul Boğazının muhteşem güzellikleri ve taraftarların coşkusu ile birleşerek bu benzersiz etkinliği oluşturuyor.

Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) himayelerinde, büyük bir toplumsal ve kurumsal destek ile gerçekleşiyor. 1989 yılında 4 kadın ve 64 erkek sporcunun katılımı ile başlayan serüven, her yıl katlanarak büyüyen bir ilgi ile Türk sportif geleneğinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı… Yarışmanın ötesinde sizleri bir festivale, bir şenliğe, spora ve sağlığa davet ediyor...

NEREDE YAPILIYOR?

Tarihin, sanatın ve kültürlerin yolunun kesiştiği noktada spor için buluşuyoruz. Asya ve Avrupa, bir yarışla, Istanbul Boğazı’nda birleşiyor.

26 Temmuz sabahı, Boğazı’ın ünlü duraklarından Kanlıca’dan başlayarak binlerce yüzücü Avrupa’ya; Kuruçeşme’ye doğru kulaç atacak. İstanbul kadar hızlı, İstanbul kadar hareketli, İstanbul kadar coşkulu bir yarış yaşanacak. Tarihin, modern Türkiye ile el sıkıştığı İstanbul’un incisi Boğaziçi’nde yüzücülerin kulaç sesleri yankılanacak. Boğazın iki yakasına dizilmiş tarihi yalıları, hisarları ve sarayları ile İstanbul benzersiz hazinesini yüzücülerle paylaşacak.

NE ZAMAN YAPILACAK?

İstanbul Boğazı, yüzme tutkunlarına Temmuz’da izin veriyor… 

Boğaz nadiren durgun, nadiren uygun… Boğaz insan gibi günü gününe uymaz, boğaz akar, durmaz. 26 Temmuz’da anlaştık. Izin verecek, insanlar yüzecek. Kuruçeşme Parkı’na aileler gelecek, çocuklar gülecek, pankartlar açılacak, alkışlar kopacak, tezahuratlar Asya’dan Avrupa’ya ulaşacak…

KİMLER YÜZÜYOR?

Çocuğundan, engellisine; esnafından, holding sahibine, 7’den 77’ye… Hepimiz Boğazdayız… Kuruçeşme Parkı’ndayız. 

Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, her meslekten, her yaştan ve her dilden insanı spor için, eğlenmek için, yarışmak için biraraya getiriyor. Yıllardır yarışlara katılanlar, eski bir dost ile karşılaşmanın mutluluğunu yaşarken; yeni sporcular belkide hayatlarında yalnızca birkez gerçekleştirebilecekleri bir hayale dakika sayıyor.

Festival alanında çocuklar kendi yarışlarını düzenliyor, aileler tanışıyor, konuk evlerinde sohbetler derinleşiyor, bir ağacın gölgesinde soğuk bir içecek, kahvaltı için çimlere serilmiş bir masa örtüsü, çevrede bayraklar ve pankartlar, havada müzik, yerde dans. Herkes bu dev şölenin bir parçası. Sporcu alanında son hazırlıklar tamamlanıyor. Isınma hareketleri, zaman yaklaştıkça yerini heyecanlı bir bekleyişe bırakıyor.

Aileler, sevgililer, dostlar, arkadaşlar orada. Firmalar, markalar, kurumlar, kuruluşlar orada. Duyup gelen, yoldan geçen, merak eden, çocuğunu gezdiren orada. İngiliz, Fransız, Japon, hatta Tibetli (Yok yok ben değilim o başkası !!!) orada. Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı herkes için büyük bir buluşma.

 

3.Gün (26 Temmuz 2015 Pazar)

Evetttt, yarış sabahı… büyük gün… bakalım buraya kadar geldiğimize değecek mi? Aslında yarış zor bir yarış değil, Kanlıca’dan atlayıp Kuruçeşme’ye yüzeceğiz ve Karadeniz’den gelen akıntının bizi kolayca taşıması gerekiyor… öyle mi olacak acaba… ?

016

Tabi ki hayır… Sabah 08.00 gibi yarış alanındayız. Arkadaşlarımla buluşup biraz detayları konuştuktan sonra bizi Kanlıca’ya geçirecek olan vapura biniyoruz. Yarışta 1980 kişi olduğunu söylüyorlar… Gemi alabora olur mu diye geliyor aklıma…

Gemide bizi soğuğa karşı korusun diye vazalinlenip, güneşe karşı korusun diye yağlandıktan sonra Kanlıca’ya varıyor ve start zamanını bekliyoruz. Yalnız hava çok sıcak… sauna gibi durduğumuz yerde terliyoruz…

Sonrasında start zamanı geliyor ve herkes mahşer yeri gibi atlayıveriyor buz gibi boğaz suyuna… biz de üç arkadaş önce atlıyor sonra suda buluşuyor ve başlıyoruz yüzmeye. Diğer ikisi zaten önceki  senelerden tecrübeli, ben de takılıyorum onlara… amaç onlardan kopmadan bitirmek… geçen senelerde 50 dk civarında bitirmişler yarışı hep ve akıntıyı güzel kullanamadıkları için yavaş bile olduğunu söylüyorlar…

Bu sene… Allah’ım yüz yüz yüz… bitmiyor… ne uzun 50 dakikaymış diyorum kendi kendime… akıntıyı yakalayınca soğuması lazım suyun ama o da o kadar soğuk değil… Dalgalar bir yandan ha bire vuruyor da vuruyor… bitmek bilmiyor.

Bayağı bir zorlanıyorum yüzerken… hiç de anlattıkları kadar kolay değilmiş…

Tamam artık kıyıya yanaştık… geliyoruz sanırım bitiyor artık… son tarafta tribünlerin önünden usulca bitiş iskelesine geliyoruz… sonrasında ise zafer… bitiriş…

015

Derecem muhtemelen kötü diyorum ama aslında önemli olan sadece bitirmek… bu işi yapmış olmak… bir hayali gerçekleştirmiş olmak…. Dereceye girmek için ise sadece biraz daha çalışmak gerekiyor…

Bitirdikten sonra kendime gelince bakıyorum ki aslında o kadar da kötü değilmiş derecem… 1385 Erkek sporcu arasında 195’inci… 30-34 yaş arası 219 erkek sporcular arasında ise 27’inci olmuşum…

017

Derecelerimizi öğrendikten ve biraz arkadaşlarla oturduktan sonra ise Ride2Swim projesinin yüzme bacağını tamamlamanın verdiği coşkuyla Özgelere gidiyorum tekrar ve yarın ki büyük seyahat için hazırlıklarımı yapıyorum. Sağolsun bir elim yağda bir elim balda… ve bu gecenin sonu…

birinci bölümün sonu...

 

  • 01
    1'İNCİ BÖLÜM
  • 02
    2'NCİ BÖLÜM
  • 03
    3'ÜNCÜ BÖLÜM
  • 04
    4'ÜNCÜ BÖLÜM
  • 05
    5'İNCİ BÖLÜM
  • 06
    6'INCI BÖLÜM
  • 07
    7'NCİ BÖLÜM
  • 08
    8'İNCİ BÖLÜM
  • 09
    9'UNCU BÖLÜM
  • 10
    10'UNCU BÖLÜM
  • 11
    11'İNCİ BÖLÜM
  • 12
    12'İNCİ BÖLÜM