Print
PDF

10'UNCU GÜN (3'üncü bölüm)

(24 May 2010)- “aksamdan sonra saatleri” 

Nitekim sabah Trogir’ i terkettigimizden beri, yaklasik 750 km lik yorucu diye tabir edebilecegimiz (ama zevkli) bir yolculugun ardindan Seeboden’ e vardik. Şehirden daha çok bir kasabayi andiran sevimli bir yere benzeyiyordu, hemen gps in isaret ettigi kampinge dogru; göl kenarina saptik... saga dön, sola dön, yukari cik asagi in; bir turlu kampingimizi bulamadik gitti, tabelasi var ama kendisi yok... sonra sol tarafimizda yesillik, etrafi cevrili, içinde birkac karavanin oldugu, baska da bir seyin olmadigi, kapısina da bir kulube yerlestirdikleri, uzerinde de kamping yazili küçük tabelayi farkedebildik sonunda... fakat tabi kulubenin içinde bir gorevli yoktu, kamping kapanmis... hemen karsisindaki otele ne yapabiliriz diye bir sormak için girdik ki; bir de ne ogrenelim, bu kampingde sadece bos alan varmis (bizim de cadirimizi yanimiza almayacagimiz tuttuya...) karavan ve cadir için, ama bungalo tarzi evler yokmus... hemen tabi bu bilgileri aldigimiz otele yamanmaya calisiyoruz, fakat nafile, otel tıklım tıklım... baska oteller aramak için kendimizi tekrar disari atiyoruz...

Göl kenarinda neredeyse ileri geri 3-5 tur gidip gelip hicbir yer bulamayip gozumuze yine bank falan kestirmeye calisiyoruz ki o da yok ortalikta... hatta yine uzeri yazili, boyali bir evi pansiyon, otel falan zannedip tanri misafiri olmaya calisiyoruz ki ev sahibi bizi geri ceviriyor... bu arada evler o kadar güzel ki gercekten disardan otel mi, pansiyon mu, zevkine mi böyle boyamis, suslemis ayirtetmek çok güç...

Derken Emel ben bir pansiyon gormustum giriste demez mi, hemen atlayip oraya gidiyoruz, bir umut kapıyi tiklativeriyoruz... bu arada saat 21.00 civari tam bir ölü şehir gibi sokaklarda kimsecikler yok... neyse ki pansiyon sahibi kapıyi aciyor, bos oda oldugunu soyluyor. Hemen odalara söyle bir bakmak için daliveriyoruz evin içine; bu arada pansiyon sahibi Yugoslav gocmeni, Almanca ve Yugoslavca’dan baska bir dil bilmiyor, dolayisiyla o Almanca, biz Turkce (artik ingilizceye gerek yok nasil olsa) anlasmaya calisiyoruz. Yalniz odalarin fiyatlarini söylediginde anlasma falan kalmiyor ortada, alt tarafi 3 metrekare odaya canim gol manzarali otelin fiyatindan 20 euro fazla para istiyor. (bu arada gol manzarali otel 48 euro idi, giderseniz mutlaka orada kalin derim.) tabi yine tarzanca bir pazarligin ardindan bir göz odaya çaresizce 40 euroya razi oluyoruz.

Esyalarimizi yerlestirip, kendimizi disari atiyoruz. Aslinda bu saatte disarida hicbir atraksiyon yok, ama amaç zaten karnimizi doyurmak. Disarida açık olan hicbiryer yok bu arada... tam aç kalmanin verdigi o hazin bakislar yuzumde belirmeye baslamisken, birden colde serap gormek gibi, ışıkları açık bir bar cikiyor karsimiza (tabi burayi da o otele sorup ogrendik). Yemek varmi dedigimizde “uzgunum sadece pizza var” demezler mi, ne uzgunlugu! Bilmiyorlar tabi bizim kuru sogan ekmege bile razi oldugumuzu!!!

192

Yemegimizi afiyetle yedikten, müziğimizi dinledikten ve biralarimizi yudumladiktan sonra... – bu arada bu saatten sonra herkes yatmis ama butun genclik bu barda toplanmis, baya bir kalabalik vardi - herneyse sonra demistim, direk yatmaya gidiyoruz, tabi yarina harika manzara resimleriyle baslamanin planlarini yaparak...

  • 01
    DAY 1
  • 02
    DAY 2
  • 03
    DAY 3
  • 04
    DAY4
  • 05
    DAY 5
  • 06
    DAY 6
  • 07
    DAY 7
  • 08
    DAY 8
  • 09-1
    DAY 9/1
  • 09-2
    DAY9/2
  • 09-3
    DAY 9/3
  • 09-4
    DAY 9/4
  • 10-1
    DAY 10/1
  • 10-2
    DAY 10/2
  • 10-3
    DAY 10/3
  • 11-1
    DAY 11/1
  • 11-2
    DAY 11/2
  • 11-3
    DAY 11/3
  • 11-4
    DAY 11/4
  • 11-5
    DAY 11/5
  • 12
    DAY 12
  • 13
    DAY 13
  • 14
    DAY 14
  • 15
    DAY 15
  • 16-1
    DAY 16/1
  • 16-2
    DAY 16/2
  • 17
    DAY 17
  • 18
    DAY 18
  • 19
    DAY 19
  • 21
    DAY 21
  • 22
    DAY 22